|
İtiraf ediyorum! Bu başlığı sevgili dostum Hakan
Kural'ın e-posta mesajından aldım. Her yönüyle
aklımızda, dilimizde kalan tadlarla ertesi gün
bu sözü söylüyorduk. Neydi o akşam…
5 Nisan Cumartesi günü yine çok özel bir gece
yaşandı Vişnelik'te. Mezunlarıyla, öğrencisiyle,
ilk şefiyle ve yokluğu hissedilen son şefiyle...
Bir numaralı üyesiyle, geleceğin üyeleriyle, İstanbul'dan
ve İzmir'den gelenlerle ve çoğumuzun aileleriyle.
Topluluğumuz giderek büyüyor ve kenetleniyor.
Gelecek yıllarda Vişnelik salonuna sığamayacağız
anlaşılan. Dernek yönetimimize başvursak mı acaba,
"lütfen bu salonu iki katına çıkarınız"
diye (!).
41 kere maşallah dedirtiyordu, ODTÜ Türk Müziği
Topluluğumuzun 41. yılındaki bu geleneksel mezunlar
ve öğrenciler buluşması. "Safalar getirdiniz,
safa geldiniz dostlar" karşılamasıyla başlayan
gece, sanıyorum 2000 yılından beri düzenlediğimiz
bu buluşmalarımız içinde katılımı en çok olanıydı.
35 yıldır, 20 yıldır, 15 yıldır hiç görüşememiş
bazı mezunlarımızın kucaklaşmasına şahit oldum;
hem keyiflendim hem de umutlandım. Dayanışma Kurulumuzu
kuranların ısrarlı ve titiz çalışmalarıyla ve
Topluluk Öğrenci Yönetim Kurullarımızın büyük
özverisiyle gelinmişti buralara. O dönemleri yaşayanlar
olarak hayal edilen işlerin tamamlanmaya başladığını
görmek neşelendiriyor şimdi bizleri.
Yapılanlar hiç de azımsanacak gibi değildi 2000'den
bu yana. İlk kurucu mezunların düzenli toplanmasından
ve belki de belli yerlerdeki kısmi haberleşmelerden,
tüm mezunlarımızın ve öğrencilerimizin bir araya
geldiği, birbirleriyle haberleştiği, dertleştiği,
ortak amaçlarımız için kenetlendiği günlere geldik.
Çok güzel bir Topluluk binasını birlikte, dayanışma
ile gerçekleştirdik. Bina'daki öğrenci faaliyetleri
öylesine arttı ki eskiden küçücük barakayla yetinilirken
şimdi neredeyse bu koca bina dar gelmeye başladı
bile. Çok özel ve çok güzel bir web sayfamız oluştu.
Mutlaka ziyaret edin: www.odtuktmt.com ; eline
sağlık Rıdvan Abi.
Tabii bizim hedeflerimiz bitmez. Türk Müziğine
yaraşır çalışmaları güçlendirip, tüm yurda hatta
dünyaya yaymak.. Bir büyük enstitü, bir büyük
konservatuvar ama bağımsız ve özel çalışmaları
yapabilen yapıları da hedefliyoruz. Bir hayal
gibi görünse de şimdiden, gerçekleştirmek mümkün
bunları da feyz alarak dünden.
Öğrenci arkadaşlarımızın kurduğu Nev Niyaz grubu
doyumsuz bir saz eserleri demeti sundular bize.
Ahenkli, disiplinli, heyecanlı... Hepsi genç ve
umut veriyordu salondaki herkese ''Biz buradayız,
beraberiz, çalışıyoruz, üretiyoruz, geliştiriyoruz''
diye. Sevgili Saner kardeşim inatçılığın ve ısrarların
için teşekkürler, bu çabalar hep sürsün ve daha
da yeşersin.
1967'de atılmıştı aslında bu tohumlar. Müzik
için, beraberlik için, başarmak için. Hep başarılar
işlenmişti tarihine bu topluluğun onca zorluklara
ve engellere rağmen. Ümidini hiç kaybetmemişti
bu topluluk; emindi gelecek günlerden şimdi gelecek
yıllardan emin olduğu gibi. Meşaleyi yakanlarla
onu körükleyenlerin ve başlarının üstünde taşıyanların
omuz omuza yürümesi, birlikte çalması ve birlikte
söymesi kanıtıydı geleceğe böyle umutla bakmamızın.
Öğrenci korosu o gün öksüz kalır mı diye hayıflanmıştık
önce, değerli şefleri Coşkun, babasına ihtiyacı
olan desteği vermekteydi zira. Pek tabii ki, uzun
yıllardan beri topluluk üyeliği ve başkanlığı
yapmış olan ve daha sonra koronun şefliği sorumluluğunu
üstlenen şefimiz, arkadaşımız Coşkun'un eksikliğini
hepimiz hissettik.. Ama bir günlük çalışmayla
öğrenci koromuzla kaynaşan ve ahenkli bir nakış
işlenmesini sağlayan İlker Abi ne güne duruyordu,
o başlarındaydı onların bir baba edasıyla bir
şeften daha çok.
Mezunlar koromuz da ona emanetti zaten. Çok küçük
bir gruba prova yaptırabilmişti seçtiği o güzel
Hicaz eserlerleri, ama koro büyüyüvermişti o salonda
tüm mezunlarla. Hatta sahne dolunca bir çoğu yerinden
eşlik etti, eskisiyle yenisiyle. Hepsi de tek
yürek olarak söylediler eserleri, yine genç sazende
arkadaşlarımızın desteğiyle.
Sazlar çalınır Vişnelik bahçelerinde,
Bizim sesimiz var, inleyen nağmelerde,
Bin taze emel, bin taze umut var hepimizin gözlerinde,
Hedefimiz var, yüreğimiz var bu birlikteliklerde.
Tüm topluluk mezunlarımıza seslenmek istiyorum:
Bir zamanlar üyesi olduğunuz bu toplulukla gurur
duyabilirsiniz. Kendinizi bu birlikteliğin kucağına
atın. Daha sık bir biraraya gelmek için bahaneler
yaratın. Genç arkadaşlarımızın atölye çalışmalarına,
konserlerine, sayısını hatırlayamadığım etkinliklerine
katılın. Dayanışma Kurulumuzun ruhuna katılın,
çalışmalarımıza destek olun ve yenilikler katın.
Üniversitemiz yönetimi ve Derneğimizin yönetimi
ve çalışanları da tüm bu organizasyonlarımızda
bize hep yardımcı oluyorlar. Onlara da minnettarız.
Bir sonraki durağımız belki 30 Ağustos büyük
buluşması belki de daha yakındır, kimbilir. Hoşçakalın.
Müzikle kalın..
Mustafa TUYGUN, EE89
ODTÜ KTMT -MYK
Mezunlar Yürütme Kurulu Üyesi
|