|
Altmışlı yıllar; hem de son dönemleri. Üniversitelerde
kıyametlerin koptuğu,1968 kuşağı diyerek çağa
damgasını vuran yıllar. Olayların yeterince ucundan,
kıyısından içinde olduğumuz, ama daha çok 15-16
m2 bir odanın içinde elimizde öğrenmeye çalıştığımız
enstrümanlar aynı eserin etrafında dolap beygiri
gibi döne, döne çalıştığımız yıllar. Belki de
o dönemleri hasarsız atlatmamızı TMK'nın o küçük
odasına borçluyuz.
O küçük baraka bölmesinin en büyük özelliği hep
denenmemiş olanı bulmak, çalmak ve söylemekti.
Hâlâ özlemle andığım o ilk odacık. Küçük, sıcak,
samimi yuvamız. Daha sonra 2-3 misli büyük bir
barakamız oldu. Orada iyice geliştik, serpildik,
büyüdük.
Dostluk, arkadaşlık her şey iyi idi de nota bulmak
mesele idi. Öteden, beriden toparlanan kaynaklar
ortaya dökülür ve kullanılırdı. Fotokopi icat
edilmiş mi idi hatırlamıyorum. Bütün bildiğim
ders aralarında koşturarak geldiğim TMK'da çalakalem
notaları defterime kopyalamaya çalışmaktı. Bugün
ulaşamadığım çok az kaynak var. Ama defterlerim
hala bir numara.
Pazar günleri sabahtan, akşama yapılan çalışmalarda
radyodan konuklarımız olurdu ara, sıra. Keyifle
dinlerdik çalanı ve söyleyeni. Konser programları
oluşturulurken ciddi katkılarımız olurdu. İşimizi
hep sevdik.
Çalışmalar için nota çoğaltmak ise başka bir
alem idi. Önce notalar aydıngere yazılacak. Sonra
ozalit kullanarak çoğaltılacak. İşin yoksa uğraş
dur. Teorik çalışmalar için notları çoğaltmak
da öyle. Çalışmalar için enstrüman kıtlığı ayrı
sorun. Bazen top kiminse o kesin takımdaydı diyeceğim
ama hepimiz takımdaydık. İyi çalanı, idare edeni,
takviye sazı; solisti, koristi ya da sadece dudaklarını
kıpırdatanı hep o sahnedeydik. Beraberdik ve bir
şeyler yaptık. Yokluklardan yılmadan, dostluklarımızı
çoğaltarak bu günlere geldik. Başardık.
Son söz Sol-Fa-Sol'e
Sol-Fa-Sol 'un Fa notasının önünde 4 koma diyez
var mıydı hatırlamıyorum. Herhalde duygulara açık
bırakılmış bir karar sesi için insafımıza terk
edilmişti.
Küçük odamızın tüm dertlerimizi paylaşan günlüğü,
şimdi nerdesin?
Kimselere söylenemeyen aşklarımızı satır aralarına
gizlediğimiz, sınavlar kötü gidince hocalara söylendiğimiz,
birbirimizle, yüz yüze gelmeden dalga geçtiğimiz
o güzelim defter; anamız, bacımız, arkadaşımız
ve de sevgilimiz. Seni ne çok özledim bilemezsin.
Çetin Atatunç
MinE 1973
|