|
Bundan 40 yıl önce Türk Müziği Klübü adı ile
kurulan topluluğumuzun 40.yıl kutlama konseri
vefa kelimesinin anlamını da ortaya seren güzelliklerle
geçti.
Kurucu Şef'imiz Erol Sayan'ın yönetiminde verilecek
konserin çalışmaları haftalar öncesinden başlamıştı.
1967'de verilen ilk konserin repertuarından seçilen
eserler önce internet ortamında paylaşıldı sonra
da Şef'ler nezaretinde öğrenildi. Öğrenme dedimse,
gerçekten her bir notayı titizlikle çalışarak
parçaları yeniden öğrendik. Yıllar içinde partisyonlar
üzerinde ortaya çıkan farklılıklar giderilmek
sureti ile (arada sırada güfte tartışmaları da
olmadı değil) notalar yeniden öğrenildi. Kurucu
Başkan İlker Günçer ile Ankara'da, Fatin Yücel
ile İzmir'de yapılan çalışmalar, konserin yapılacağı
8 Aralık günü Erol Hoca'nın son provası ile nihayetlendi...
Konser akşamı program, topluluğumuzun tarihini
özetleyen kısa bir sunum ile başladı. Yüzlerce
fotoğraflık arşivden özenle seçilmiş "an"lar
yansıdı perdeye. Bizler ise perdenin arkasından
resimleri izliyor ama yazıları çözmekte zorlanıyorduk
doğrusu. Özellikle Mezunlar Dayanışma Kurulu'nun
kurulması sonrası ortaya çıkan en büyük eser olan
topluluk binamızın anlatıldığı kısımda, ne güzel
ve büyük bir iş yaptığımızı izlemek büyük bir
gurur vermişti. 2000 yılında Yusuf Ata Arıak'ın
önderliğinde kurulan kurulun bir parçası olmanın
meyvesi o sunumdu işte. Sunum bittiğinde ise artık
sıra bize gelmişti...
Vefa dedik ya, işte o vefa ilk sahne alan sazendelerde
gösteriyordu kendisini. Bundan 40 yıl önce kurulan
topluluğumuzun ilk konserinde koroya eşlik eden
saz üstadları bu konser için özel olarak davet
ve konuk edilmişler, 40 yılsonra yine sahnede
yerlerini almışlardı. Viyolonselde bu sazın efsane
ismi üstad İsmail Akdeniz, udda Yılmaz Yüksel
ve "1" numaralı üye-ilk başkan İlker
Günçer, kemanda taa Londra'dan sırf bu konser
için kalkıp gelen Cahit Baylav, kanunda Cahit
ve İlker abi ile birlikte topluluğun kurucu 3
isminden biri olan Nuhkan Berberoğlu ve günümüz
topluluğunun muhteşem şefi Coşkun Açıkgöz, neyde
Ekrem Vural ve ritm sazda Necip Sayan. Bir tek
Coşkun şef yokmuş o saz heyetinin 40 yıl önceki
konserinde ve zaten henüz tasarım aşamasında bile
değilmiş. Olmazsa olmazı ise bu konserin, topluluğun
kurucu şefi Türk Müziğinin çınarlarından Erol
Sayan hocamız tabii ki. O'nun sahnedeki yerini
alması ile de başlıyordu konserimiz...
Topluluğun "1" numaralı üyesi ile 2000
yılı mezununu biraraya getiren koronun konseri
Refik Fersan'ın Rast Medhal'i ile açıldı. Sırasıyla
Dede Efendi ve Hafız Post'un rast eserleri "Gözümde
daim hayâl-i canâ" ve "Gelse o şûh meclise"
eserlerinin icrasından sonra Erol Hocamızın "Efe
(Kordon boyu seyrine düştü)" adlı eserini
büyük bir coşkuyla icra ettik. Üstad İsmail Akdeniz'in
yaptığı taksimin ardından Tab'i Mustafa Efendi'nin
Bayatî makamındaki ünlü şarkısı "Gül yüzlülerin
şevkine gel" ve Nuri Halil Poyraz'ın Tahir
makamındaki eseri geldi "Ben giderken ekinleri
göğ idi". Mezunların konseri büyük bestekâr
Saadettin Kaynak'ın iki Hüseyni eseri ie nihayetlendi;
"Ağlarım çağlar gibi" ve "Yanık
Ömer". İki eserin arasındaki geçiş, tam da
Erol Hocamızın istediği gibi olmuş ve mezunlar
tüm salonun alkışları eşliğinde kapanan perdenin
arkasında birbirlerini kutlamaya başlamışlardı.
Görmeliydiniz sahne arkasını. Bir yanda birbirine
sarılmış "bunu bir 40 yıl daha beklemeyelim"
diyenler, "50.yılı nasıl bekleyeceğiz?"
diyenler, bir yanda; ilerleyen yaştan mı bilmem
artık, gözyaşlarını silenler, bir yanda elinde
fotoğraf makinası o anları ölümsüzleştirmeye çalışanlar...
Şimdilik bir kenara bırakalım mezunları, bugününe
geçelim topluluğumuzun. İkinci bölüm bugünün topluluk
başkanı Saner Esmer'in de aralarında bulunduğu
Nevniyaz grubunun saz eserlerini seslendirmeleriyle
başladı. Doğrusu, kemanda Volkan Orhan, tanburda
Artuğ Mert, udlarda İsmail Tanıl, Didar Kalafat
ve Melike Davaslı, neylerde Emin Selçuk ve Engin
Kahraman, ritm sazlarda Yüsra Gül Tozoğlu ve kanunda
Saner Esmer'in bulunduğu bu grubu sahnede izlerken
topluluğun doğru yolda ve ellerde olduğu düşüncesi
eminim tüm mezunlarda belirmişti.
Nevniyaz'dan sonra artık söz Coşkun şefin korosundaydı.
Koro icrasını anlatmaya ne hacet. Her zamanki
gibi Coşkun'un üstün idaresinde mükemmel bir icraya
imza atılıyordu.. Sıra konserin üçüncü eseri "Gece
sessiz ve karanlık"a gelince vefa'nın bir
kez daha sahne almasını izlemek hepimizi çok mutlu
etti. Eserin bestekârı, Antalya'dan davetimize
icabet eden Gültekin Çeki sahneye davet edildi
ve üstad alkışlarla geldiği sahnede eserini bizzat
yönetti. Kardeşi Çetin Çeki'nin de topluluğun
ilk yıllarında gerçekleşen konserlerin sunuculuğunu
üstlenen bestekârımız eserin bitimiyle yine geldiği
gibi alkışlarla salondaki yerine döndü. Öğrenci
korosundan Nuran Torun, Saadettin Kaynak'ın Segâh
makamındaki eseri "Dertliyim"i mükemmel
okudu. Mezunların solosu ise topluluğun Mezunlar
Dayanışma Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak'tan geldi:
"Erişti nevbahar eyyamı". Yusuf abinin
mikrofon istemeyen icrası tüm salondan büyük alkış
aldı.
Soloların ardından sıra topluluğumuza hizmet etmiş
çınarlarımızdan Avni Anıl'ın Rast eseri "Bir
göz aşinalığı var aramızda" ya geldiğinde
Coşkun şef mezunları tekrar sahneye çağırdı. Ne
de olsa bir göz aşinalığı vardı aramızda ve sanki
40 yıllık dost gibiydik hepimiz. İşte bu harikaydı,
salondaki herkes sanki 40 yıllık dost gibiydi
hep bir ağızdan söylerken nakarat kısmını "Sanki
sizinle, kırk yıllık dost gibiyiz hepimiz"...
Bu şarkının bitiminde gecenin vefa adına söylenecek
son sözlerine gelmişti. Mezunlar Dayanışma Kurulu
Başkanımız Yusuf abinin kurulun misyon ve vizyonunu
somutladığı konuşmasından sonra ilk konserden
bu yana bizimle olan saz sanatçılarımız ile Gültekin
ve Erol hocalarımıza plaketler ve çiçekler verildi.
Sıra son esere gelmişti, artık topluluğun resmi
marşı olma aşamasına ramak kalan Erol hocamızın
"Hatıra"sı. Yine tüm salonun eşliğinde,
tüylerimiz diken diken...
Gecenin sonunda Yusuf abinin sözleri çınlıyordu
kulaklarımda; "bugün ikinci 40 yılın birinci
günü..."
Not: ODTÜ-KTMT'nin bu güzel konseri ve 40. yıl
kutlaması 15 Aralık 2007 tarihinde ODTÜ, KKM-Kemal
Kurdaş Salonu doluran Türk Müziği dostlarıyla
birlikte yapıldı. Katkılarından dolayı tüm sponsorlarımıza
ve özelllikle ODTÜ Rektörlüğüne ve ODTÜ Mezunlar
Derneğimize teşekkür ederiz.
|