|
Musikimizin bugün içinde bulunduğu içler acısı durumu
görüp, yaşayıp da bu noktaya neden geldiğimizi birazcık
düşünen herkes, müzik politikamızda temel yanlışlıklar
yapıldığını sezmekte zorlanmayacaktır. Erol Sayan ise,
derin bilgi ve yüksek bestecilik yeteneğinin yanısıra
sözkonusu dönemleri yaşamış ve bilimi kendisine rehber
edinmiş bir kişi olarak bu politikalardaki yanlışlıkları
bir bir ortaya döküyor. Konservatuvarın kuruluş sürecinin
aceleye getirilmesini, İsmail Baha Sürelsan gibi yıllarca
bu işin nüvesini oluşturmak için çalışmalar yapmış kişilerin
devre dışı bırakılmasını, eğitim müfredat ve ders notlarının,
çalgı metodlarının hazır olmadığı bir anda eğitime geçilmesini
vb. eleştiriyor.
Yaşamı boyunca musiki ile içiçe olmuş Erol Sayan’ı
kısmen tanıyanlar, eserlerini bilenler, bu kitabın içeriğiyle
ilgili bir tahmin yürütebilirler ve bunda bir ölçüde
başarılı da olurlar. Fakat kitabı okumayı bitirince,
özellikle daha önceden yazarla sohbet etme olanağına
sahip olmamış kişilerin şu iki sürprize hazır olmaları
gerekiyor:
‘Müziğimize Dair’, satırbaşlarıyla da olsa, musikimizle
ilgili hemen tüm teorik sorunlara değinen bir kitap.
Ama daha dikkati çeken husus, kitabın, Erol Sayan’ın
bestekârlığı kadar bilinmeyen müzik eğitimcisi kişiliğini
sergilemesi... Kitapta makam tanımlarından perde adlarına,
usul vuruşlarından notalama tekniklerine kadar müzik
eğitimiyle ilgili öyle yeni, çarpıcı yaklaşımlar, yöntemler,
öneriler var ki; insan, konservatuvar bu bestekârımıza
teslim edilse, âdeta ertesi hafta eksiksiz, yepyeni
bir kuruma sahip olabiliriz diye düşünüyor... Bu kanıya,
yazarın sadece eleştirmekle yetinmeyip alternatif önerilerini
yıllardır titizlikle geliştirmiş olması nedeniyle varılıyor...
Üstelik birbirleriyle son derece tutarlı olarak.
Son söylediğimizi biraz açmak gerekirse:
Kitapta yazarın yıllardır sempozyumlarda, kongrelerde
sunduğu bildiriler, dergilerde yayınlanmış makaleleri
ve ilk kez bu kitapta yer alan yazıları yer alıyor.
Fakat, 35 yıla yakın bir zaman dilimine yayılmış bu
yazılar arasında en ufak bir çelişkiye rastlamak mümkün
değil; sanki tümü bu yıl yazılmış gibi... Bu olumlu
yanına karşılık, gerekli platformlarda dile getirileli
onca zaman geçmesine rağmen, bu önerilerin niye kabul
görüp uygulanmaya başlanmadığı ise düşündürücü.
‘Müziğimize Dair’i okuyunca, çıkacağı kitapta müjdelenen
‘Ulusal Müziğimizin Armonisi’ni ve yazarın yıllardır
hazırlamakta olduğunu bildiğimiz 8 – 10 ciltlik eserini
daha bir heyecanla beklemeye başlıyorsunuz.
Erol Sayan’ın son kitabını herkes okumalı; özellikle
yeni önerilere itirazı olanlar... Elbette, bu ikinci
kesim, gerekçelerini ve karşı önerilerini bildirmeliler.
Hem Türk musikisi eğitiminin, hem icrasının, hem de
bu konudaki tartışmaların kalitesi ancak böyle yükselebilir.
M. Kemal Karaosmanoğlu
|